Bosna Hersek – Hırvatistan Gezisi (3) – Plitvice Gölleri

Trogir’de geçirdiğimiz gecenin ardından sabah erkenden yola çıkarak gezi süresince en çok merak edip görmek istediğim yer olan Unesco Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Plitvice Gölleri Ulusal Parkı’na doğru yola çıktık. Hırvatistan’daki yolculuğumuz boyunca hep Adriyatik kıyısında yol almıştık ama bu noktadan sonra denizden uzaklaşarak Hırvatistan’ın içlerine doğru ilerlemeye başladık. Trogir’den Plitvice arabayla yaklaşık 3 saat kadar sürüyor.  Yol boyunca ormanlık alanlar giderek artıyor. Plitvice’ye yaklaştıkça da yol üzerinde ortama uygun butik otel ve pansiyonlar ile kır lokantaları görünmeye başlıyor.

Plitvice Gölleri ulusal parkına girdiğiniz anda sizi muhteşem bir manzara karşılıyor.

plitvice1

sali.pixnet.net

Okumaya devam et

Reklamlar
Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bosna Hersek – Hırvatistan Gezisi (2)

Dubovnik’ten sonraki rotamız Split. Dubrovnik’ten Dalmaçya’nın en büyük şehri ve liman kenti olan Split’e uzaklık yaklaşık 230 km. Ancak bu yol arabayla 4 saat kadar sürüyor. Yol boyunca Dalmaçya kıyılarında irili ufaklı birçok kentin içinden geçerek, sol tarafınızda sık sık denizi görerek, güzel manzaralar eşliğinde ilerleniyor.  Ama açıkçası yol boyunca geçtiğimiz yerleşim yerlerinden hiçbiri bende Dubrovnik’in ya da Hırvatistan’da gezdiğimiz diğer şehirlerin etkisini bırakmadı. Genelde küçük, az gelişmiş ve çokta göze hitap etmeyen yerlerdi. Elbette sadece yanlarından geçip gittiğimiz için bir şeyleri gözden kaçırmışta olabiliriz.

Split, Dubrovnik’e göre oldukça farklı bir şehir. Hem limanı hem de şehrin kendisi bölgenin merkezi konumunda. Limanda çok sayıda feribotu Adriyatik’teki adalara ya da İtalya’ya gitmek içni hazır beklerken görebilirsiniz. Dubrovnik’in aksine turistik bir şehirden çok ticari bir merkeze benziyor ancak tarihinin eskiye dayanması ve deniz kıyında olmasının da etkisiyle gezilip görülecek birçok yer var.

split-genelSOBRECROACIA.COM

Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bosna Hersek – Hırvatistan Gezisi (1)

Bosna Hersek son dönemlerde oldukça revaçta bir gezi rotası. Bizde yaklaşık 7 sene önce 1 haftalık bir geziyle bu bölgeyi gezme şansına sahip olduk. Bunu yaparken süreyi de göz önüne alarak Hırvatistan’ı da gezi planımıza dahil ettik. O dönemde Hırvatistan için vize gerekmiyordu ve bu da Türkiye’den gidenler için güzel bir alternatif oluşturuyordu. Biz rotamızı standart gezilerin biraz dışına çıkararak genişlettik. Gezimizde Saraybosna, Mostar, Dubrovnik, Split, Plitvice, Trogir ve Zagreb’e uğradık.

Yolculuğumuza İstanbul’dan başladık. Bir buçuk saatlik bir uçuşun ardından Saraybosna’ya vardık. İstanbul’dan Bosna’ya hem Atatürk Havalimanı’ndan hem de Sabiha Gökçen’den çok sayıda uçuş var, uygun zamanda ve uygun fiyatlı bilet bulmakta hiç zorlanılmıyor.

Planımız gereği Saraybosna Uluslararası Havaalanı’ndan daha önceden kiraladığımız aracımızı alarak Saraybosna’ya hiç girmeden direkt olarak ilk gece konaklayacağımız Mostar’a geçtik. Yol tahminimizden uzun sürdü. Bosna’da yollar genelde tek şerit gidiş geliş, oldukça dağlık ve trafikte yoğun. Uzaktan kilometreye bakarak yaptığınız yol planı genelde tutmuyor. 130 kilometrelik yol yaklaşık 3 saat sürdü. Yine de manzarayı izleyerek yol almak güzeldi. Virajlı yollar yemyeşil vadilerin, ormanların içerisinden, dağların arasından geçerek ilerliyor.

Mostar’ı gezmek demek aslen Stari Most (Eski Mostar) denen ve Neretva nehrinin çevresinde yer alan bölgeyi gezmek anlamına geliyor. Savaş zamanı Mostar’daki Osmanlı yapımı meşhur köprü ve çevresindeki çarşı (Stari Most) tamamen yerle bir olmuş. Asıl köprü 1566 yıllarında Mimar Sinan tarafından yapılmış. O dönemki fotoğraflar şehrin savaşta aldığı yarayı açıkça gösteriyor. Aşağıdaki fotoğraf köprünün tamamen yıkılmadan önceki durumunu gösteriyor.

mostar-savas-fotosu

Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MİLANO-2

Selam, kaldığımız yerden devam edelim.

İtalya’da akşam yemekleri genelde geç başlar ve uzun sürer. İtalyanlar da eğer ertesi gün iş yoksa yemekten sonra genelde bir şeyler içmeye gider ve sonrasında da bir gece kulübünde biter geceleri. Bizdeki gibi bir bar kültürü çok yok. Daha çok gece kulübü ve öncesinde ayaküstü bir şeyler içme kültürleri var yemek sonrasında.

Milano’da Colonne di San Lorenzo tam olarak da bu dediğim şeyi yapabileceğiniz bir yer. Saat 9-10 gibi insanlar sütunlara gelmeye başlayacak, yakındaki barlardan bir şeyler alıp sokağa oturacaklardır. Burası çok keyifli bir yer. Bir kokteyl içmenizi tavsiye ederim.

meydan-gece

Buradaki favorim Caipiroska Fragola ve Russian Mule. İkisi de biraz tatlı ama sert kokteyller.

Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MİLANO-1

Merhaba;

Milano’ya gidecekmişsiniz. Orada 2 yıl yaşamış ve Milano’dan çok keyif almış biri olarak sana orada nereleri gezeceğinizi, neler yapacağınızı, nerede ne yenebileceğini anlatmaya çalışayım.

Milano gezmesi de yaşaması da çok güzel bir yer, İtalya’nın geri kalanından daha az şaşaalı gözüktüğüne bakma, İtalyan Alman karışımı kendilerine özel bir kültürleri, ona da çok uygun ve seveceğini tahmin ettiğim bir yaşam tarzları var. Verona ya da Floransa kadar görsel anlamda etkileyici değil ama bir havası ve tarzı olduğu için de güzel hissettiren bir yer Milano.

Tavsiyem Milano’ya kış dışında bir dönemde gitmeniz. Tercihen ilkbahar ve yazda orada olmanız. Milano kışları soğuk geçen bir şehir ve dışarda oturmanın, sokakta zaman geçirmenin şehir kültüründe yaygın olduğu bir yer. Şehrin havasını yaşayabilmeniz için havanın güzel olması gerekir diye düşünüyorum.

Milano’ya iki tam gün bence yetecektir ama çok merkezi bir yerde olduğu ve çevresinde çok güzel yerler olduğu için benim tavsiyem 2-3 günü de çevredeki yerleri gezmeye ayırmanız. Milano’dan günübirlik nerelere gidilir onu da en sonda kısaca yazacağım.

Her yerde bulabileceğin şeyler de var yazdiklarımın arasında, sadece Milano’da yaşamış birinin bilebilecegi noktalar da var.

En baştan başlayalım.

Milano’da muhtemelen ya Bergamo ya da Malpensa havalimanlarına geleceksiniz. İkisi de birbirinden çok farklı değil. Havaalanından çıktığınız gibi dışarıda bekleyen express otobüslere atlayıp şehir merkezine gidin. Malpensa’nın çıkışından bir tren de var. O da şehir merkezinde bir yerlere geliyor, şehir merkezinde kalıyorsanız Cadorna istasyonunda inin, oradan kalacağınız yere muhtemelen yürüyebileceksiniz.

Şehirde kalacak yer için benim tavsiyem güney tarafı, akşam dışarı çıktığınızda daha fazla insan, restoran, bar ve aktivite olacak güneyde, kuzey Milano’yu biraz daha insanlarin yaşadığı, güney Milano’yu ise dışarı çıktığı yerler gibi düşünebilirsin. Bunları yazıyorum ama kuzey ve güney diye ayırdığım yerler, merkezden çok çok uzakta kalmadığınız sürece yarım saat içinde yürünebiliyor.

Milano toplu taşıma olanakları açısından en rahat İtalyan şehirlerinden biri. Şehirde 15’den fazla tramvay hattı, 6’dan fazla metro hattı ve bir sürü otobüs göreceksin. Çogu geç saatlere kadar da çalışıyor. Küçük bir şehir için bu açıdan fazlasıyla iyi.

Duomo’nun güney tarafında Missori, Porta Ticinese ya da Navigli yakınlarında kalabilirsiniz. Güzel yerler var ancak bir tık pahalı. İtalya’nın büyük bir kısmında bizim alıştığımız gibi kahvaltı ya da geniş otel odaları bulamayacaksınız, yeri güzel ve ortalama bir otel bulduğunuzda çok düşünmeyin derim ki zaten sadece yatmaya gitmelisiniz otele bence Milano da.

İlk gününüze erken başlayın. İtalyanların ünlü kahvesi ile brioche’unu mutlaka yiyin. Göreceksiniz ki kahve bütün kafelerde çok güzel çünkü kahveyi güzel yapamayan bir kafenin İtalya’da iş yapabilme şansı yok :). Zincir kahvecileri İtalyanlar pek sevmez. O yüzden lokal bir kafeye gidin, aşağıdaki makine varsa kafede iyi de bir barista varsa muhtemelen güzel bir kahve içeceksiniz. Tereyağlı taze brioche’unuzu kahvenizle birlikte isteyin ve baristanın kahveyi nasıl da keyifle hazırladığına tanık olun. (Kahve içtiğiniz her yer aynı zamanda akşam içki servisi de yapan birer bara dönüşecek). Kahveyi nasıl çektiğini, nasıl espresso shot hazırladığını, üzerindeki köpüğe ne kadar özendiğini göreceksiniz.

kahve-makinasi

https://www.lonelyplanet.com/travel-blog/tip article/wordpress_uploads/2016/05/GettyImages-477481251_super.jpg

Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karadağ Gezimiz

Selam;
Biz Karadağ gezisini geçen Mayıs ayında yaptık. Sizde gidecekmişsiniz. Neler yaptığımızı aşağıya yazıyorum. Umarım faydalı olur.

Biz iki aile gittik. O tarihlerde sadece THY’nin, Atatürk Havalimanı’ndan uçuşları vardı. İlk planımız perşembe günü gidip pazar günü dönmekti ama bilet fiyatlarına bakınca aile başına (Bizim için 2 yetişkin iki küçük çocuk) toplam 2.000 TL’den fazla bilet parası çıkıyordu. Çarşamba-cumartesi seçtiğimizde ise bu meblağın 980 TL’ye indiğini fark ettim. Bizde tabi ki çarşamba gidiş cumartesi dönüşü seçtik tabi ki :). Üstelik en güzel yanı uçuşun giderken sabah 8 civarında cumartesi dönüşte de akşam 8’de olmasıydı ki bu da bize fazladan epey zaman kazandırdı. Bence bilet alırken tarihleri esnek tut. Fiyat çok fark edebiliyor.

Her zaman olduğu gibi gitmeden önce otel rezervasyonunu internetten yaptım.  Tarihi yapısı ve fotoğraflardaki güzelliği nedeniyle gezi sırasında Kotor’da kalmayı tercih ettik. Zaten o mevsimde çocuklarla denize girme şansımız da yoktu. Bu sebeple Budva’yı tercih etmedik. Kotor deniz kıyında ancak içerisinden denize girilmiyor. Biraz ilerlemek gerekiyor. Budva’da ise hemen içinde güzel bir plaj vardı. Buna karşılık bence Kotor’un tarihi yapısı, sokakları v.s. Budva’dan çok daha güzeldi. Neyse uzun lafın kısası gezi ekibi olarak Kotor içinde yer alan Apartments Popovic (Kotor’un dışında da bir yerleri var. Orayı bilmiyorum. Biz Kotor’un içinde olanda kaldık.) adlı otelde kalmaya karar verdik. İyi ki de öyle yapmışız. Çocuklu ailelere uygun, oldukça büyük apart tarzı  odalarda kaldık. Odalarda mutfak, çamaşır makinesi v.b. tüm ihtiyaç duyulan eşyalar vardı. Kotor’un tarihi merkezinde çok hoş küçük bir meydana bakıyordu. Üstelik 3 gece için aile başı 180 Euro verdik ki bence konum ve odalar için oldukça makul bir rakam. Kaldığımız yerin bir fotoğrafını koyuyorum.

otel-popovic
Okumaya devam et

Genel içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Viyana Önerileri

Merhaba canım kolay gelsin; Viyana’ya dört günlüğüne gidecek iki arkadaşın için güzel bir gezi planı istemişsin ama ne zaman, hangi uçakla gideceklerini, nerede kalmayı düşündüklerini bilmediğim için sadece Viyana’da neler yapabileceklerine dair fikirlerimi yazacağım. Yazdıklarımla 4 günü rahatça geçirirler.

Öncelikle Viyana’daki havaalanı (Schwechat) hemen her havaalanı gibi biraz şehrin dışında. Ama şehir merkezine gitmek için birçok yol var. Metroyla çok uygun bir fiyata (4,40 Euro olabilir) gidilebiliyor. Ama biraz daha hızlı bir yol isterlerse hızlı trende (adı ‘CAT’) var. Yanlış hatırlamıyorsam kişi başı 11 Euro gibi bir fiyatı vardı. Ama bu tren gece belli bir saatten sonra yok. Hem bilmedikleri bir şehre gideceklerinden hem de oteli bulmaları gerekeceği için taksi kullanabilirler. Havaalanından Şehir merkezindeki bölgelere taksi 40-45 Euro tutuyor. Biraz maliyetli olsa da birkaç kişi için ideal olabilir.

viyana-ring

Nerede kalmayı planladıklarını bilmiyorum ancak Viyana’nın merkezinde ring adı verilen bir bölge var. Aslen Ringstrasse dedikleri bir cadde. Bu caddenin iç kısmı ve hemen dışı Viyana’nın asıl turistik ve tarihi kısmını oluşturuyor. Bu bölgeye ne kadar yakın kalırlarsa, gezilecek yerlere o kadar kolay ulaşırlar. Toplu taşımanın tüm merkez durak ve istasyonları da bu bölgede yer alıyor. Tabi otel fiyatları da buna paralel olarak yükseliyor ancak bu bölgede de hemen her fiyata iyi oteller bulunabilir. Yanda ring caddesinin haritadan bir görünümü var.

Ring’in içinde hemen hemen tam ortasında Stephensdom adındaki büyük katedral yer alıyor. Zaten bu bölgeye gidip görmemek çok mümkün değil. Katedralin altında veba salgınından kalma toplu mezarlar var. İçeride aşağı inen bir merdiven görünüyor. Oradan girilebiliyor ancak sadece kısa bir turla rehber eşliğinde gezilebiliyor. Kişi başı 5 ya da 7 Euro’ydu. İlginç bir deneyim. Bence bu tura katılmak lazım. Ayrıca katedralin kulesine de çıkılabiliyor ama hiç çıkmadım. Birde belirli günlerde akşamları katedralin içinde klasik müzik konseri oluyor, eşimle beraber gitmiştik. Akustik muhteşemdi. Zamanları olursa kesinlikle tavsiye ederim.

zanoni

Katedralin biraz ilerisinde Zanoni&Zanoni adlı bir dondurmacı var. Hemen her daim dolu. Dondurma sevenler için iyi bir seçenek ve çok çeşitli dondurmaları var.

 

En büyük opera binası da yine Ring’in içerisinde, daha doğrusu hemen kenarında. Görmemek mümkün değil. Önünde bilet satanlar var. Ayrıca binanın kendi bilet satış

opera2noktası daopera1 var. Bilet fiyatları oturulacak konuma göre çok farklılık gösteriyor. Ama yine de fiyatlar yüksek gelirse oldukça uygun fiyata (2-3 Euro gibi) ayakta izleme şansı var. Ayrıca gündüz binanın içini gezdiren turlarda vardı. İmkan olursa Viyana’ya gitmişken opera binasında bir gösteri izlemek gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca binanın önüne dev ekran koymuşlardı. Oradan da canlı izlenebiliyordu. Okumaya devam et

Görsel | Posted on by | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın